Telefon: (232) 462 56 42 Sorularınız için Email: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Günsen-Kul Avukatlık

İstihkak Davasında Zamanaşımı Ve Yetkili Mahkeme

- Miras sebebiyle istihkak davasına yetkili mahkeme neresidir?
 
  *Miras sebebiyle istihkak davası mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

 

- Miras nedeniyle açılacak istihkak davası zamanaşımına tabi midir?

*  Mirasçı, kendisinin üstün haklı mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl
   
   Mirasbırakanın ölümünden veya vasiyetin açılmasından itibaren 10 yıl
   
   İyiniyetli olmayan zilyede karşı 20 yıllık; zamanaşımı süreleri mevcuttur.

 

-Miras paylaşımı nasıl yapılacaktır?

- Mirasın paylaşımı konusunda mirasçıların arasında herhangi bir anlaşmazlık söz konusu değilse , tereke tarafların iradesi doğrultusunda paylaştırılır.

- Mirasbırakan , paylaşım şekline ve usulüne ilişkin kural koyma yetkisine sahiptir.

- Mirasçılar tereke malları üzerinde iştirak halinde mülkiyet hakkına sahiptir.

- Miras paylaşımı konusunda anlaşma söz konusu olmazsa malın satılması ve mirasçılar arasında paylaştırılması yoluna gidilecektir.

Devamını oku...

Tenkise Tabi Kazandırmalar

* Tenkis uygulanabilecek kazandırmalar ;

- Denkleştirmeye tabi olmayacak kazandırmalar

- Muris tarafından saklı pay kurallarını açıkça ihlal  eden ve bu kuralları ihlal maksatlı kazandırmalar ,

- Ölümden önceki 1  yıllık süreç içinde hediye kapsamında olmayan karşılıksız kazandırmalar

- Dönme hakkını saklı tutulduğu bağışlamalar

- Hayat sigortaları dır.

 

Saklı pay sahibi mirasçılar,miras oranları nasıl düzenlenmiştir?

- Kanunda , mirasçıların bir bölümüne  tanınan ve miras bırakan tarafında ortadan kaldırılamayacak nitelikteki miras payına saklı pay  denir.

- Saklı paylı mirasçılar ve sahip oldukları saklı pay oranları;

*Miras bırakanın sağ kalan eşi , altsoy yada  ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı ise saklı pay oranı yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının 3/4'tür.

*Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısıdır.

*Ana ve babanın saklı payı ise yasal miras payının 1/4'dir.

*Saklı pay sahibi mirasçılar saklı paylarının ihlal edilmesi halinde tenkis davası açabilirler.

*Tenkis davası, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.

 

Devamını oku...

Ölüm Belgesi

* Veraset ilamı ; ölen kişinin , mirasçılarını ve miras payı oranlarını gösteren resmi bir belgedir.

* Mirasçılardan herbiri ölüm belgesi isteminde bulunabilir.

* Veraset ilamı , murisin nüfus kaydının bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden yada herhangi bir sulh hukuk mahkemesinden veraset ilamı dilekçesi ile alınabilir.

* Halihazırda ölüm belgesi noterlikten de alınabilmektedir. Ancak yabancılık unsuru yada kayıtlarda eksikilik sebebiyle yargılama gerektiren durumlarda noterlikçe bu belge verilmez.

* Veraset ilamı nedeniyle hak kaybına uğrayanlar veya başvuru sahipleri ilgili mahkemeye itirazda bulunabilirler.

Ölüm belgesinin alındığı yer mahkemesinin yetkisi ile ilgili olarak:

HMK'nun 11. maddesinde hangi davaların miras bırakanın son ikametgahı mahkemesinde görüleceği açıklanmış, aynı maddenin son fıkrası hükmünde veraset ispatına, miras hisselerinin tayinine ilişkin davaların, mirasçıların her birinin bulunduğu yer mahkemesinde görülebileceği açıklanmıştır. Öğretide ve uygulamada bu hukuksal olgunun sonucu olarak mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davaların her yerde açılabileceği kabul edilmektedir.

Sonuç: Hal böyle olunca; mahkemece delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir hüküm vermek gerekirken yersiz gerekçelerle yetkisizlik kararı verilmesi isabetsiz, davacı Z.M'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 05.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.


Devamını oku...

Mirasın Açılması

-Mirasbırakanın ölüm anı ,mirasın açıldığı andır.

-Miras, murisin yerleşim yerinde açılır.

-Mirasın açılması anı, özellikle mirasçı ve vasiyet alacaklılarının kim olduğunun belirlenmesi açısından önemlidir. Yine murisin sağlararası kazandırmaları ve paylaştırmalar da terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.

-Terekede bulunan malların tasarruf edilebilir kısmının belirlenmesi ve diğer hususlar açısından da bu açılma anındaki değerler dikkate alınır.

-Miras ile ilgili tasarrufların ,paylaştırılması ,iptali ve tenkisi ,istihkak davaları ,murisin yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Yargıtay İlamında;

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan mirasın reddi davasında, davacının murisi xxx’in mirasını borca batık olduğundan reddettiği, bu hususta karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dava, mirasbırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına (MK.md.605/2) ilişkin olup, davanın terekeden alacaklı olanlara karşı açılması ve 23.12.1942 gün 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre görevli mahkemenin tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir.

Mahkemece, davacının murisinin borçlu olduğu bono nedeniyle asıl alacak 35.000,00 TL. olan borcu için icra takibi yapıldığı, murisin borcu karşılayacak aktif malvarlığı olmadığından terekenin borca batık olduğu belirlenmekle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, görev unsuru gözönünde bulundurulmadan davanın esasına girilerek karar verilmesi,

Diğer yandan, tereke alacaklılarına husumet yöneltilmeden karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Devamını oku...

Mirastan Atma

- Mirasçılıktan çıkarma ; murisin , saklı pay sahibi mirasçısını , miras dışı bırakmasıdır.

- Mirasçılıktan çıkarma 2 şekilde karşımıza çıkar;

*Koruyucu mirasçılıktan çıkarma ; Mirasbırakanın altsoyu olan mirasçının borç içinde olması ve bunu ispat etmesi durumunda saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarılması şeklinde karşımıza çıkar.

    Bu yarı saklı pay, mirasçılıktan çıkarılan mirasçının doğmuş veya doğacak altsoyuna özgülenir.

*Cezai mirasçılıktan çıkarma ; Mirasçının, muris yada yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi yada aile hukukundan doğan sorumluluklarını ağır şekilde ihmal etmesi cezai mirasçılıktan çıkarmanın iki ana sebebini teşkil etmektedir.

   Mirasçılıktan çıkarılan şahıs , terekeden talepte bulunamaz ve  tenkis davası açamaz. Mirasçılıktan çıkarılan şahsın bu işleme itiraz hakkı vardır

Genel olarak saklı pay:

- Kanunda , mirasçıların bir bölümüne  tanınan ve miras bırakan tarafında ortadan kaldırılamayacak nitelikteki miras payına saklı pay  denir.

- Saklı paylı mirasçılar ve sahip oldukları saklı pay oranları;

*Miras bırakanın sağ kalan eşi , altsoy yada  ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı ise saklı pay oranı yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının 3/4'tür.

*Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısıdır.

*Ana ve babanın saklı payı ise yasal miras payının 1/4'dir.

*Saklı pay sahibi mirasçılar saklı paylarının ihlal edilmesi halinde tenkis davası açabilirler.

*Tenkis davası, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.

Devamını oku...

Tenkis

- Saklı pay sahibi mirasçıların , miras bırakanın tasarruf hakkına sahip olduğu miktarı aşan tasarrufları için açtığı dava türüdür.

- Saklı pay sahibi mirasçı ölürse, onun mirasçısı da tenkis davasını açabilir.

- Tereke, terekenin tasarruf edilebilecek kısmı ve saklı paylar murisin,ölüm tarihindeki durumuna göre hesaplanır.

- Tenkis davası; saklı paylı mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda mirasın açıldığı tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

- Tenkis davasında yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.

- Lehine tenkise tabi tasarruf yapılmış olan kişinin iyiniyetli olup olmaması sonuca etki eder.

- Lehine tasarrufta bulunulan kişi, bu tasarrufun saklı pay sahibi mirasçıların haklarına zarar verdiğini bilmesi durumunda kazanımlarının tümünü iade etmek durumunda kalır.

 

Tenkis davası ile ilgili Yargıtay kararında:


Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.

Mahkemece, miras bırakan tarafından yapılan temlik ile saklı pay kurallarının ihlal edildiği gerekçesiyle tenkis davasının kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanın 05.05.2011 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak eşi olan davalı  xxx ile oğlu olan davacı xx 'in yanı sıra, dava dışı çocukları.... ile İ... 'i bıraktığı, murisin maliki olduğu ...... sayılı avlulu ahşap ev niteliğindeki taşınmazının ½ payını 19.08.1999 tarihinde eşi olan davalıya satış yolu ile temlik ettiği, geride kalan payını ise ölümünden iki gün önce 03.05.2011 tarihinde satış yolu ile yine eşi olan davalıya temlik ettiği, davanın 26.06.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide <muris muvazaası> olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 (TBK 237) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı,miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince ; davacı miras bırakan .......'nın oğlu davalı ise eşidir. Murisin davalı ve oğlu O. ile birlikte yıllarca dava konusu evde birlikte yaşadıkları, bakımının davalı eşi tarafından üstlenildiği, tüm sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığı, kanser tedavisi gören murise eşinin ilgisini ve hizmetini esirgemediği ve onun yanında olduğu davacının ise babasına bakmak bir yana kötü muamelede bulunduğu, tüm bu hususların özellikle davacının kardeşi olan ve eldeki davanın kabul edilmesi halinde çıkarı olan O. tarafından da ifade edildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp, belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK'nun 29.04.2009 gün 2009/1-130 S.K.) Esasen, yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların dayanağını teşkil eden 01.04.1974 gün, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır.

Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, kendisine yıllarca bakan eşine minnet duygusu ile temlikin gerçekleştirildiği, satış işleminin muvazaalı olarak gerçekleştirilmediği kabul edilmek suretiyle muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edilmemesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden Reddine,

Davalının temyizine gelince; satış yolu ile yapılan temlikler nedeniyle tenkise hükmedilemeyeceği, ancak bağışlarda tenkis talep edilebileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca tenkis isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Kabule göre de murisin 05.05.2011 tarihinde öldüğü, eldeki davanın 26.06.2012 tarihinde ölümden itibaren bir yıl geçtikten sonra açıldığı, 4721 sayılı yasanın 571. maddesinde belirtilen bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olup Mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiği halde bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaksızın işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.

Devamını oku...